Spread the love

İstanbul’un en tarihi ve renkli semtlerinin arkasında hep bir çok kültürlülük çıkıyor. Osmanlı döneminde Rum, Musevi, Müslümanların bir arada hoşgörü ve dostluk içinde yaşadığı dönemin en zengin mahallelerinden Balat da bugün geçmişinin izleriyle tablo gibi semtlerin başını çekiyor. 6-7 Eylül olayları sonrası Gayri Müslimlerin terki, yangın, Dalan döneminde sahildeki tersanelerin yıkılması ve Haliç kirliliğiyle Balat, o eski değerini yitirmiş. Geriye kalan ise o tarihi yapılar, cumbalı evler ve yeniliğe direnen birkaç esnaf. Eşsiz mimarisi, camdan cama asılan çamaşırlar, top koşturan çocuklarla da bir mahalle ruhu ve onları fotoğraflayanlarla dolu bir yer Balat. Fotoğrafçılığa giriş 101 için doğru adrestesiniz de diyebiliriz. Son birkaç yıldır yenileme çalışmaları ve dolup taşan kafeler, antikacılar, atölyelerle sadece Balat lokallerinin değil İstanbulluların da uğrak gezi noktası olmuş durumda.

Adım adım Instagram turu niteliğindeki keşfimize başlayabiliriz. Burası o kadar tarihi değer barındırıyor ki biraz turist gibi geziyor olacağız uyarayım. Pek çok tur grupları var ama kendi kendinize de çok kolay keşfedebilirsiniz. Benim turum Fener’den başlıyor. Eminönü’ne vardıktan sonra ulaşımınız rahat. Kadir Has Üniversitesi’ne doğru sahili takip edin Fener’desiniz.

Demir Kilise (Sveti Stefan Kilisesi)

Sahil yolunda tam ortada “Bu ne ya yolun ortasında Avrupa” diyeceksiniz. Orada inin ve Demir Kilise olarak bilinen Sveti Stefan Kilisesi’ni ziyaret edin. 7 yıldır süren restorasyon çalışmaları bu senenin başında tamamlandı ve kilise gıcır gıcır bir şekilde tüm ihtişamıyla sizi karşılıyor. Kilise adı üstünde demirden ve 500 ton ağırlığında. Aslında 1898’de denizin üstüne suyun içinde yaşayan ağaçlar üzerine monte edilmiş ve tabii ki Haliç’in yaşadığı binlerce düzenlemelerle pek sürdürülebilir olamamış. Neyse ki denize doğru kayıp erimeden aslına uygun restore edilmiş.

Özel Maraşlı Rum İlkokulu

Bu görkemli girişten sonra asıl amacımıza yönelebiliriz. Karşımıza çıkan ilk tarihi yapı Özel Maraşlı Rum İlkokulu oluyor. Göreceksiniz burada okullara okul demek biraz basit kaçıyor. Neo-klasik tarzdaki bu yapı 1901’de eğitime başlamış. Hemen karşısında renk renk dördüz evler göreceksiniz butik otel olarak işletilen. Bunlar da 19. yüzyılda zengin bir Rum tüccarın dört kızına hediye ettiği evlermiş. Babanızdan hediye isterken bir kere daha düşünün. Bu evlerin yanındaysa Perispri adında sevimli bir antika kafe var. İlk gördüğümüz kafe olduğundan hemen bir heyecanlanıyoruz ama daha çok göreceğiz inanın. Buranın antikalarla dolu atmosferi ve üst katında deniz manzaralı terası ama farklı kılıyor.

Rum Ortodoks Patrikhanesi

Burası Ortadoksların dini merkezi niteliği taşıdığından sadece Fener bazında değil İstanbul bazında da önemli bir yer. İçeri giriş yoktu gittiğimde ama dışının heybeti yetti.

Rum Ortodoks Patrikhanesi

Kafeler Caddesi

Patrikhanenin devamında Yıldırım Caddesi ile renklilik başlıyor. Burada sıra sıra kafeler var. Köşede hemen Naftalin’i göreceksiniz. Tam bir babaanne kafesi. Sobada pişen kestane, Türk kahvesi, eski plaklar tam da Balat’ta zamana yolculuk mekanı. Bir üst paralelindeki Vodina Caddesi de aynı tat ilerliyor. Mahallenin olayı antikacılık da olduğundan kafelerde de bu konsept hakim. Maison Balat da bunun güzel örneklerinden. Paris ve Balat sentezi bir yer. Fransız müzikleri ve dekorasyonunda içinde türlü eski eşyaları bulabileceğiniz benim “şeyci” diye tabir ettiğim bir yer. Buradaki yüzlerce şeyden bir hatıra alıp götürebilirsiniz. Arada modern kahve dükkanları da yok değil. Genelde tasarım kafelerde mutlaka masada duran Cooklife Dergisi’nin kafesi de buradaymış mesela. Vodina Caddesi üzerindeki güzel bir köşeyi kucaklıyor. Kahve molası için durup etrafı izlemelik bir yer. Ama durmuyoruz, Instagram durakları bizi bekler.

Renkli Kapılar

Yıldırım Caddesi’nden Camcı Çeşmesi Yokuşu’na doğru çıkarken renkli kapılara rastlayacaksınız. Bu turu hafta sonu yapıyorsanız herhalde bir Instagram kuyruğu beklersiniz. Bu yükü üstünüzden atıp o kareyi yakaladıysanız buyrun tırmanmaya. Haliç’i tepeden izleme zamanı…

Renkli Kapılar

Sancaktar Yokuşu

Hedefimiz tepede görünen kırmızı ihitişamlı lise. Oraya bakarak turumuza devam. Sancaktar Yokuşu’ndan tırmanmaya başlıyoruz. Karşımıza ilk 15 yaşında İstanbul’a gelen Boğdan Prensi Dimitri Cantemir’in müzesi çıkıyor. Kendisi 22 yıl burada yaşamış ve Türk musikisinde önemli bir besteci olarak tanınıyor. Buradan çıkarken renkli merdivenli bir sokak çıkıyor karşımıza: Merdivenli Mektep Sokağı. İncir Ağacı Kahvesi diye de merdivenlere konulmuş bir kafe var. Fotoğrafladıysak yukarıya devam. Sırada Kanlı Kilise olarak bilinen Moğolların Meryemi Kilisesi var. Trajik hikayeler anlatmaya bayılırız. Buranın da öyle bir hikayesi varmış. Bizans İmparatoru kızı Maria’yı Moğollar hükümdarı Hülagü Han’a vermek istemiş. Kızcağız daha yoldayken adam ölmüş. Öyleyse oğluna verelim hem genç ölmez demişler ama onu da abisi öldürmüş bu Maria bunu Hristiyan yaptı diye. Sonra Maria İstanbul’a gel bu kilisenin yanındaki manastırda yaşa falan ve bu hikaye ortaya çıksın. Olayı Bizans döneminden bu yana hep kilise olarak kalabilmiş olması.

Özel Fener Rum Erkek Lisesi

Hedefimiz kırmızı liseye ulaştığımıza göre küçük dilimizi bir kendine getirme zamanı gelmiş. Kendini katedral sanan bu kırmızı yapı gerçekten de bir lise. Burada okusam bir havaya girer bilim insanı olarak çıkardım gibi geliyor. Mimarı da buradan mezun Konstantinos Dimadis. 1881 yılında yapılmış. Binanın etrafını iyice dolanmak lazım. Her bir köşe ayrı bir fotoğraf malzemesi. Tevkii Cafer Camii’nin oraya çıktığınızda ise en tepeden Haliç ile birlikte liseye bakabiliyorsunuz.

Özel Fener Rum Erkek Lisesi

Kiremit Caddesi Evleri

Artık buradan sonrasını sokaklarda dolana dolana geçirebilirsiniz. Mahalle hayatıyla karşılaşacağımız yerlerdeyiz. Camdan cama çamaşırlar ama istisnasız her camda. İstanbul halkının çamaşırı bu mahallede yıkanıyor olabilir. Çocuklar da fotoğrafçı gezginleri kafalamış durumda. Ankara Kalesi’nin doğuştan rehber çocuklarının potansiyelini bekliyorum, yakında çıkar 5 dilde Balat gezdiren çocuk grupları. Neyse Instagram durağımız var: Kiremit Caddesi. Burada bir noktada “Venedik mi o?” dediğimiz bir yer var. Sıra sıra renk renk evler. Fotoğrafımızı çekip Cennet Mahallesi’ne doğru süzülebiliriz. Son Instagram noktamız ise en olmazsa olmaz Merdivenli Yokuş. Amacınız gerçekten fotoğraf çekmekse hafta içi gelmek en ideali. Burayı boş yakalamak pek de mümkün olmuyormuş.

Köfteci Arnavut

İtiraf ediyorum rotamın tüm güzergahı öğle yemeğini Köfteci Arnavut’ta yiyecek şekilde ayarlanmıştı. Burayı çok duydum, araştırdım, beklentim tavan bir şekilde hedefim Mürselpaşa Caddesi’ne emin adımlarla indim. Aradığım esnaf kanı tam da buradaydı. Sıcak işletmeciler, herkesin birbirini tanıdığı bir ortam. Seri bir şekilde köfteler, piyazlar gidip geliyor. 1937’de Arnavut Rıfat İştay tarafından kurulmuş. Mavi Köşe olarak bilinirmiş eskiden şimdi Köfteci Arnavut diyor herkes. Rıfat Bey’in oğulları Ali ve Necdet kardeşler işletiyor. Muazzam köftesinin yanında bir de trileçe tatlısı meşhur. Lokallerin uğrak yeri ama galiba biz uzak mahalleliler de canımız köfte çekince geleceğiz gibi.

Balat’a doğru

Bu zamana kadar aslında Fener mahallesini tanıdık. Şimdi Balat’ı keşfetme zamanı. Bambaşka bir yere gitmiyoruz. Yine Vodina Caddesi’nde boylu boyunca yürümeye devam. Yürüdükçe eskiye daha da dönüyor sanki. Ya da yok olmadan yakaladıklarımızla karşılaşıyoruz. Yol üstünde Balat Kültür Evi de var. Özellikle kadınlara yönelik pek çok etkinlik var. Bir de bahçeli kafesi var. Dini mozaiki daha fazla hissedeceğimiz yerlerdeyiz şimdi. Önce Tahta Minare Cami karşımıza çıkıyor. Ara sokaklarda da sinagoglar, kiliseler mevcut. En önemli sinagog ise Balat Ahrida Sinagogu. Kapısını görünce girme isteği doğuyor içinize ama o kadar kolay değil. Sabah 10’da geleceksiniz bir de izin alacaksınız falan.

Fener Antik Mezat

Alıcısı olmasanız da mezat deneyimi izlemek isterseniz uğrayabilirsiniz. Yeni dünyaya da ayak uydurmuş durumdalar. Facebook’tan canlı yayınla da mezat yapıyorlar. Tabii burada görüp, yaşamak başka.

Tarihi Taş Fırın Evin Unlu Mamulleri

Bu satırları yazarken enfes galetalarını yiyor olduğumdan an itibariyle biraz fazla övebilirim. Burası da tarihi olduğundan ve galetası ısrarla tavsiye edildiğinden ilk iş bir paket alıp çıkmak oldu. Ama kokular her şeyin lezzetli olduğu yönünde. Karşısında da pastanesi var.

Tarihi Taş Fırın Evin Unlu Mamülleri

Tarihi Balat Turşucusu

Başında “tarihi” olan şeylere zaafım var sanırım. Bir tanesi de hayal kırıklığına uğratsın ama. Turşu düşkünü olmamama rağmen Mustafa amcamızın bu turşuları beni benden aldı. Pancar da sevmeyen biri olarak o pancar suyunu kana kana içtim. Demek ki burası da listeye eklenecek bir yer.

Tarihi Balat Turşucusu

Klasik Tabela

Önünden geçerken bir başka yeni kafe herhalde diyorsunuz ama yok değil. Bildiğin tabelacı. Klasik tabela yani cidden. Tüm o yenilenen mahallelerin eskiymiş görüntüsü aslında burada üretiliyor. Kaynak bulundu. Belki evinize bir since 1945 tabelası yaptırmak istersiniz, bir uğrayın.

Klasik Tabela

Coffee and Guide

Ayan Caddesi üzerinde olan Coffee and Guide’ın kahve molası vereceğiniz küçük, sevimli bir kafe olmasının dışında güzel bir amacı da var. Genelde cumartesi günleri gruplara Balat turu düzenliyorlar. Gelirini ise Toplum Gönüllüleri Vakfı ile Balatlı çocukların eğitimi için kullanıyorlar. Balat’ı rehberli gezmek istiyor, eğitime de destek olmak istiyorsanız bir sonraki turları için takibe alabilirsiniz. Pazartesi ve Salıları kapalı. Mekanda bir de size resimli harita veriyorlar. Turu yakalayamasanız bile Balat’ı öğretmek konusunda ısrarcılar.

Balat Coffee and Guide

Coffee Department

Tarihi köftesi, turşusu derken bir közde dibek kahvesi falan içerim herhalde artık diyordum ama gel gör ki en iyi 3.dalga kahve buradan çıktı. Storylerce şarjını boşalttığım telefonu prize sokma amacıyla girdiğim yer beni bir tık şaşırttı. Online olarak da kahve satın alabiliyorsunuz. Buranın etrafında da alternatif bol. Karşıda Kadraj diye bir yer var sinema tutkunlarının seveceği türden. Yanında da Cumbalı diye bir yer var ama blogger kabul etmiyorlar. Kapısının önüne “Blogger mekanı değil kahve dükkanı” diye bir not asmış. Blogger ruhuna kapıldığımdan değil ama “Fotoğraf çekilmemesini rica ederiz” gibi medeni bir not daha etkili olmaz mıydı acaba? Tam da bu düşüncemi story’de paylaşmıştım ki adam benim o paylaşımımı nereden yaptığımı bulup, kimliğimi tespit edip bir de tam karşıdan çıkarken durdurup hesap sormaz mı? O an ilk düşündüğüm 3-5 kişinin gördüğü story’i bu adam mı gördü şeklinde oldu ve gururlandım=) Kendisine de söyledim mekanın ne hizmeti ne ürünlerine laf ettiğimi eminim keyifli bir yerdir de ama kapıya onu asan üstüne de izimi bulup hesap soran zihniyet bence biraz durup düşünmelidir. Benim asla adım atmayacağım ama belki bloggerlardan uzak bir kahve içmek isteyenlerin uğramak isteyeceği bir yerdir, tercih sizin.

Coffee Department

Çıfıt Çarşısı

Blogger düşmanı esnaf azarımın üstüne çıfıt çarşısı ilaç gibi geldi. Burada da fotoğraf çekersen içeri buyuruyorlar, ikramlar sohbetler. Gerçek esnafçılık dediğimiz yani. Balat’ın en eski çarşısı. Her şey var o yüzden de adı çıfıt herhalde diye düşünülebilir. Ama Yahudilere de çıfıt denirmiş. Her türlü çıfıt buraya uyan bir tanım o belli.

Agora Meyhanesi

Vodina Caddesi’nde bir Agora Meyhanesi vardı hemen orijinali sanıp bir sazanlık yaptım ama burayı görünce dumur oldum tabii ki. Kesin bilgi, öz hakiki Agora Meyhanesi since 1890 tam da burası. Çıfıt Çarşısı’nın köşesinde. Yıllarca şarkılarda dinledik hikayesini, şimdi yönetmen Ezel Akay işletiyormuş. Aşkların en divanesi burada mı yaşanıyor onu henüz test edemedik.

Agora Meyhanesi

Balat Surp Hireşdagabet Ermeni Kilisesi

Mucizeler Kilisesi olarak da bilinen bu Ermeni Kilisesi yangında kül olmuş. Eylül ayının 2.cumartesisi yapılan ayinleriyle ünlü. Çünkü bu ayinlerde hastaların şifa bulduğuna inanılırmış. Müslümanı, Hristiyanı, Yahudisi herkes gelir o gece sabaha kadar halıların üzerinde dua edermiş. Hastalıklarına şifa bulunmuş mu bilmem ama o kadar farklı grubun bir amaç için bir arada olması bile bir mucize. Perşembe ve Pazar günleri ziyarete açık.

Balat Surp Hireşdagabet Ermeni Kilisesi

 

Balat Keşif Turu

Yazı dolaşımı


Balat Keşif Turu” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir